21:23 - Pekmezdeki bilinmeyen gizli tehlike! Bu şekilde tüketmek büyük problem kanser yapıyor!
20:43 - Kaliteli vede Sağlıklı Bir Yaşam İçin Sizlere Yedi Altın Kural
20:40 - Zihinsel olarak Ruhsal Sağlığımızı Korumak
20:38 - Kalp Sağlığımızı Koruyan Gıdalar ve Özellikleri
20:31 - Karın bölgesi yağı nasıl kaybedilir? Yağ Yakma Yöntemleri!
20:29 - Gıda Besin Zehirlenmesinin Belirtileri Bakın Nelerdir? Gıda Zehirlenmesinde Neler Uygulanmalı
20:25 - Boğaz Yanmasına Neler Neden Olur? Nasıl İyileşir Geçer?
20:03 - Akne Nedir vede Neden Olur? Evde Oluşacak 5 Doğal Akne Maskesi
20:01 - Kalp Sağlığınızı Koruyan Bazı Önemli Öneriler
19:14 - Taze ve Parlak Bir Cilt İçin En İyi Üç Limon Maskesi Tarifi
GEMİDEKİ YABANCI VE YİRMİ İKİ YILLIK SIR
“Sonra elini ceketinin iç cebine götürdü. Ve oradan bir şey çıkardı. Onu gördüğüm anda yüzümde bir damla kan kalmadı.”
Adamın avucunda, kenarları yıpranmış küçük bir bebek bilekliği duruyordu. Üzerindeki soluk yazıyı okumam birkaç saniye sürdü: “Anne: Suna Yalçın. Bebek: Erkek. 14 Mayıs.”
Bardağım elimden kayıp masaya çarptı. O tarihi hayatım boyunca unutamamıştım. Yirmi iki yıl önce, kızım doğarken ikiz kardeşinin yaşamadığını söylemişlerdi bana.
“Bu nereden çıktı?” diye fısıldadım.
Adamın gözleri doldu. “Benim adım Barlas. Oğlun yaşıyor, Suna Hanım.”
Bir an salonun bütün sesleri kesildi. Garsonların ayak sesleri, çatal bıçakların tıkırtısı, uzaktan gelen müzik… Hiçbirini duymuyordum.
“Yalan söylüyorsunuz.”
“Keşke söyleyebilseydim.”
Cebinden bir fotoğraf daha çıkardı. Yirmili yaşlarının başında bir delikanlı, deniz kıyısında gülümsüyordu. Kızım Eylül’ün gözleri, benim kaşlarım ve eski eşim Levent’in çenesine sahipti.
Fotoğrafı ellerim titreyerek aldım.
“Adı ne?”
“Toprak.”
“Peki siz kimsiniz?”
Barlas bir süre sustu. “Onu büyüten adamım.”
Sandalyeden kalkmaya çalıştım ama dizlerim tutmadı. Barlas garsona su getirmesini işaret etti. Beni sakinleştirmeye çalışmadı. Sadece bekledi.
Yirmi iki yıl önce erken doğuma girmiştim. Hastanede saatlerce süren bir karmaşa yaşanmış, uyandığımda bana bir oğlumun öldüğü söylenmişti. Eylül kuvözdeydi. Levent, ağlayarak elimi tutmuş, diğer bebeğimizi defnettiklerini anlatmıştı. Ben cenazesini bile görememiştim. Doktorlar bunun benim sağlığım için daha iyi olduğunu söylemişlerdi.
Yıllarca o görünmeyen bebeğin yasını tuttum. Her doğum gününde Eylül için pasta hazırlarken bir dilimi de hiç tanımadığım oğluma ayırdım.
“Nasıl?” dedim. “Bir çocuk ölmediyse bunu nasıl saklayabildiler?”Devamını Okumak İçin..Ayrıntılar diğer sayfada haberimiz detayındadır..HABERİN DEVAMINI OKUMAK İÇİN FOTOĞRAF ÜZERİNDEN DİĞER SAYFAYA GEÇİŞ YAPINIZ.