21:23 - Pekmezdeki bilinmeyen gizli tehlike! Bu şekilde tüketmek büyük problem kanser yapıyor!
20:43 - Kaliteli vede Sağlıklı Bir Yaşam İçin Sizlere Yedi Altın Kural
20:40 - Zihinsel olarak Ruhsal Sağlığımızı Korumak
20:38 - Kalp Sağlığımızı Koruyan Gıdalar ve Özellikleri
20:31 - Karın bölgesi yağı nasıl kaybedilir? Yağ Yakma Yöntemleri!
20:29 - Gıda Besin Zehirlenmesinin Belirtileri Bakın Nelerdir? Gıda Zehirlenmesinde Neler Uygulanmalı
20:25 - Boğaz Yanmasına Neler Neden Olur? Nasıl İyileşir Geçer?
20:03 - Akne Nedir vede Neden Olur? Evde Oluşacak 5 Doğal Akne Maskesi
20:01 - Kalp Sağlığınızı Koruyan Bazı Önemli Öneriler
19:14 - Taze ve Parlak Bir Cilt İçin En İyi Üç Limon Maskesi Tarifi
Kendimden yaşça küçük e’rkek beni..
Kocamı kaybettiğimde kırk iki yaşındaydım.
Yirmi yıllık evliliğin ardından evin içindeki sessizlik insana bazen ölümden bile ağır gelebiliyormuş. Bunu o zaman öğrendim.
Kocam kötü bir adam değildi. Çalışkan, ailesine bağlı, kendi hâlinde biriydi. Fakat yıllar geçtikçe evliliğimiz sevginin yüksek sesle söylendiği bir şey olmaktan çıkmış, alışkanlıkların arasında kaybolmuştu.
Son yıllarda aynı yatağa iki yabancı gibi yatıyor, sabahları birbirimize yalnızca yapılacak işleri söylüyorduk.
Onu kaybettiğimde yine de içimde büyük bir boşluk açıldı.
Bir yıl boyunca neredeyse hiç dışarı çıkmadım.
Köyde dul bir kadın olmak zaten yeterince zordu. İnsanlar ne giydiğine, kiminle konuştuğuna, pazara hangi saatte gittiğine bile dikkat ediyordu.
Ben de başımı önüme eğip yaşamaya alışmıştım.
Ta ki Baran karşı komşumuzun yıllardır boş duran evine taşınana kadar.
Baran otuz üç yaşındaydı.
Benden dokuz yaş küçüktü.
Uzun boylu, geniş omuzlu, güneşte çalışmaktan teni koyulaşmış bir adamdı. Babasından kalan ceviz bahçelerini işletmek için yıllar sonra köye dönmüştü.
Onu ilk gördüğümde bahçenin duvarını tamir ediyordu.
Elindeki taşları bir kenara bırakıp bana baktı.
“Günaydın, Gülseren abla.”
“Günaydın.”
Başımı hemen çevirdim.
Nedense onun bakışlarında beni huzursuz eden bir şey vardı.
Kötü anlamda değil.
Tam tersine…
Uzun zamandır hiç kimse bana kadın olduğumu hatırlatacak şekilde bakmamıştı.
Baran birkaç hafta içinde köyde herkesle kaynaştı.
Benimle de.
Önce bahçemin kırılan kapısını tamir etti.
Sonra çatıdaki olukları temizledi.
Bir gün odunları taşımaya çalışırken elimden aldı.
“Sen bırak, ben hallederim.”
“Ben yaparım.”
“Her şeyi tek başına yapmak zorunda değilsin.”
Bu cümle beni olduğum yerde durdurdu.
Çünkü yıllardır tam olarak bunu yapıyordum.
Her şeyi tek başıma.
Baran odunları avluya dizerken onu kapının kenarından izledim. Gömleğinin kollarını dirseklerine kadar sıvamıştı. Çalışırken alnında biriken teri koluyla siliyor, arada bana bakıp gülümsüyordu.
Bir ara göz göze geldik.
Bakışlarımı kaçırdım.
O gece aynanın karşısında uzun süre kendime baktım.
Saçlarımın arasında birkaç beyaz tel vardı. Göz kenarlarımda ince çizgiler belirmişti.
Ama aynadaki kadın hâlâ bendim.
Üstelik ilk kez, yıllar sonra, o kadının tamamen kaybolmadığını düşünüyordum.
Baran’la yakınlığımız köyde kısa sürede fark edildi.
Bakkala gittiğimde iki kadın arkamdan fısıldaştı Devamını okumak için Ayrıntılar diğer sayfada haberimiz detayındadır..HABERİN DEVAMINI OKUMAK İÇİN FOTOĞRAF ÜZERİNDEN DİĞER SAYFAYA GEÇİŞ YAPINIZ.