21:23 - Pekmezdeki bilinmeyen gizli tehlike! Bu şekilde tüketmek büyük problem kanser yapıyor!
20:43 - Kaliteli vede Sağlıklı Bir Yaşam İçin Sizlere Yedi Altın Kural
20:40 - Zihinsel olarak Ruhsal Sağlığımızı Korumak
20:38 - Kalp Sağlığımızı Koruyan Gıdalar ve Özellikleri
20:31 - Karın bölgesi yağı nasıl kaybedilir? Yağ Yakma Yöntemleri!
20:29 - Gıda Besin Zehirlenmesinin Belirtileri Bakın Nelerdir? Gıda Zehirlenmesinde Neler Uygulanmalı
20:25 - Boğaz Yanmasına Neler Neden Olur? Nasıl İyileşir Geçer?
20:03 - Akne Nedir vede Neden Olur? Evde Oluşacak 5 Doğal Akne Maskesi
20:01 - Kalp Sağlığınızı Koruyan Bazı Önemli Öneriler
19:14 - Taze ve Parlak Bir Cilt İçin En İyi Üç Limon Maskesi Tarifi
Yaralarımı asla görmesin diye kör bir adamla evlendim – Düğün gecemizde, ’20 yıldır sakladığım gerçeği bilmen gerekiyor’ dedi.
Dünyanın yıllardır dik dik baktığı taraflarımı asla görmeyeceğine inandığım için görme engelli bir adamla evlendim. Sonra, düğün gecemizde parmaklarını tenimdeki yanık izlerinin üzerinde gezdirdi, bana güzel olduğumu söyledi ve nihayet bulduğumu sandığım tüm güven duygusunu yerle bir eden bir gerçeği itiraf etti.
Geçmişin İzleri
Düğün sabahımda benden önce ablam ağladı.
Leyla, kilisenin hazırlık odasında ellerini ağzına bastırmış, arkamda duruyordu. Aynadaki yansımama, dantellerin ve özenle yapılmış makyajın altındaki o on üç yaşındaki kızı hâlâ görebiliyormuş gibi bakıyordu. Gelinliğim fildişi rengindeydi; uzun kollu ve hakim yakalıydı. Şıklığı kadar gizlemek için de seçilmişti. Leyla sürekli muhteşem göründüğümü söyleyip durdu, sonunda itiraz etmeyi bırakıp bu kelimenin odada yankılanmasına izin verdim.
“Çok güzel görünüyorsun, Merve,” diye fısıldadı, yanaklarından yaşlar süzülürken.
Güzel. Bu kelime hâlâ içimde bir yerlere takılıp kalıyor. On üç yaşındayken, yüzümün yarısı yanmış bir halde hastane yatağında yatarken ve aldığım her nefes emanetmiş gibi hissederken çok daha farklı kelimeler duymuştum.
Bir görevli bana komşunun gaz sızıntısına sebep olduğunu söylemişti. Patlamaya bu yol açmıştı. Hayatta kaldığım için “şanslı” olduğumu söyledi. Şanslı olmak demek, artık tanımadığım bir bedenin içinde canlı uyanmak demekti. Okulda çocukların fısıldaşması, yetişkinlerin ise fiziksel bir darbeden daha çok can yakan o yumuşak acıma duygusuyla bana bakması demekti.
Annem ve babam o zamanlar zaten hayatta değildi. Bir süre teyzemiz bize baktı, sonra o da vefat edince on sekiz yaşındaki Leyla, hiç istemediği bir hayatın içine adım atmak ve benim için her şey olmak zorunda kaldı. O gün ambulansın peşinden koşan da, iyileşme sürecimin her bir sessiz aşağılanmasında yanımda oturan da oydu.
Ablam düğün günümde karşımda durdu ve yumuşak bir sesle sordu: “Hazır mısın?”
Gözlerimi sildim ve başımı salladım. Sonra, hayatımı değiştiren adama doğru yürüdüm… Devamını okumak için Ayrıntılar diğer sayfada haberimiz detayındadır..HABERİN DEVAMINI OKUMAK İÇİN FOTOĞRAF ÜZERİNDEN DİĞER SAYFAYA GEÇİŞ YAPINIZ.