21:23 - Pekmezdeki bilinmeyen gizli tehlike! Bu şekilde tüketmek büyük problem kanser yapıyor!
20:43 - Kaliteli vede Sağlıklı Bir Yaşam İçin Sizlere Yedi Altın Kural
20:40 - Zihinsel olarak Ruhsal Sağlığımızı Korumak
20:38 - Kalp Sağlığımızı Koruyan Gıdalar ve Özellikleri
20:31 - Karın bölgesi yağı nasıl kaybedilir? Yağ Yakma Yöntemleri!
20:29 - Gıda Besin Zehirlenmesinin Belirtileri Bakın Nelerdir? Gıda Zehirlenmesinde Neler Uygulanmalı
20:25 - Boğaz Yanmasına Neler Neden Olur? Nasıl İyileşir Geçer?
20:03 - Akne Nedir vede Neden Olur? Evde Oluşacak 5 Doğal Akne Maskesi
20:01 - Kalp Sağlığınızı Koruyan Bazı Önemli Öneriler
19:14 - Taze ve Parlak Bir Cilt İçin En İyi Üç Limon Maskesi Tarifi
Avuçlarının sıcaklığı parmaklarımdan bütün bedenime yayıldı. Gözlerini gözlerimden bir an olsun ayırmadan, o her gece tekrarladığı talebini fısıldadı:
“Bu gece sonuna kadar gideceğiz. Hiçbir şeyi saklamayacaksın. Benden sakladığın, en çok korktuğun o gerçeği bu gece masaya koyacaksın.”
İşte her gece istediği buydu: Bedenlerimizin yakınlığından çok daha fazlası; ruhumun tüm çıplaklığı, maskesiz bir dürüstlük ve yıllardır içimde biriktirdiğim o derin korkuları tek tek itiraf etmem.
Her gece benden üç şey istiyordu: İlki, o gün boyunca benden sakladığı bir sırrı ona sormadan önce kendi içimdeki en utanç verici zaafı ona fısıldamam.
İkincisi, geçmişin yükünü ve evliliğimizin üzerinde asılı duran o görünmez duvarları tek bir dokunuşla yıkacak kadar ona teslim olmam. Üçüncüsü ise, onu kaybetme korkumu bir zayıflık değil, aramızdaki bağı güçlendiren bir tutku olarak kabullenmem.
Aylar önce aramızda açılan o soğuk mesafeyi kapatmak için bu tehlikeli oyunu o başlatmıştı. Gündüzleri hayatın koşuşturmacasında birbirine yabancılaşan iki insan olmaktan öyle korkmuştu ki, geceleri ruhumuzu çırılçıplak bırakan bir itiraf arenasına çevirmişti yatak odamızı.
Benden sadece tenimi değil, içimdeki tüm karanlığı talep ediyordu; çünkü biliyordu ki bir insan ancak en kırılgan yerinden sevildiğinde gerçekten iyileşirdi.
O gece gözlerinin içine baktım. Kalbim kaburgalarımı delecek gibi atarken, aylardır boğazımda düğümlenen o son itirafı dudaklarımdan döktüm:
“Seni her şeyden çok seviyorum ama bir gün benden sıkılmandan, bu evin içinde iki yabancıya dönüşmemizden öyle korkuyorum ki… Bazen seni kaybetmemek için kendimi yok sayıyorum.”
Sözlerim bittiğinde odada derin bir sessizlik oldu. Emre’nin gözlerindeki o yoğun ateş yerini derin bir şefkate ve sarsıcı bir rahatlamaya bıraktı. Elini yanağıma koydu, başparmağıyla dudağımın kenarını okşadı.
“Benim her gece senden istediğim tek şey buydu Leyla,” dedi, sesi titreyerek. “Bana tüm kalbini, korkularını açman. Çünkü bedenler birbirine alışır, geçer; ama birbirinin ruhunu gören iki insan asla ayrılamaz.”
O an anladım ki, korkuyla arzu arasında gidip gelen o geceler bizi bir uçuruma değil, birbirimizin en derin gerçeğine taşımıştı. Ne yapmam gerektiği sorusunun cevabı artık çok netti: Kaçmak ya da duvarlar örmek yerine, aşkın en saf, en dürüst ve en cesur haline teslim olmak. O gece, yağmurun sesi altında, aramızdaki tüm kilitler sonsuza dek çözüldü.