21:23 - Pekmezdeki bilinmeyen gizli tehlike! Bu şekilde tüketmek büyük problem kanser yapıyor!
20:43 - Kaliteli vede Sağlıklı Bir Yaşam İçin Sizlere Yedi Altın Kural
20:40 - Zihinsel olarak Ruhsal Sağlığımızı Korumak
20:38 - Kalp Sağlığımızı Koruyan Gıdalar ve Özellikleri
20:31 - Karın bölgesi yağı nasıl kaybedilir? Yağ Yakma Yöntemleri!
20:29 - Gıda Besin Zehirlenmesinin Belirtileri Bakın Nelerdir? Gıda Zehirlenmesinde Neler Uygulanmalı
20:25 - Boğaz Yanmasına Neler Neden Olur? Nasıl İyileşir Geçer?
20:03 - Akne Nedir vede Neden Olur? Evde Oluşacak 5 Doğal Akne Maskesi
20:01 - Kalp Sağlığınızı Koruyan Bazı Önemli Öneriler
19:14 - Taze ve Parlak Bir Cilt İçin En İyi Üç Limon Maskesi Tarifi
“Başımı yavaşça kaldırdım. Önce o kadına, sonra hayatını bana adayan babama baktım. Ve hayatım boyunca ağzımdan çıkacağını hiç düşünmediğim o cümleyi söyledim.”
Elimdeki sarı zarfın içinden çıkan o incecik, beyaz kâğıt parçası sadece hukuki bir belge değildi; yirmi iki yıllık karanlık bir sırrın, acımasız bir terk edilişin ve birdenbire ortaya çıkan iğrenç bir açgözlülüğün ta kendisiydi. Belgenin üzerindeki o soğuk, resmi yazıları okurken gözlerim satırların üzerinde adeta yanarak geziniyordu. Annem… Hayır, beni doğurmaktan başka hiçbir vasfı olmayan bu yabancı kadın, bana “yeniden başlama” masalları anlatırken, elime tutuşturduğu bu kâğıtla aslında kurduğum şirketin yüzde elli hissesini ona devrettiğimi onaylayan bir feragatnameyi imzalamamı istiyordu.
Alt kısımlarda, küçük ve sinsi puntolarla yazılmış bir şantaj maddesi duruyordu: Eğer bu devir işlemini sessizce kabul edip imzalarsam, yirmi iki yıl önce hastanede doğum belgesinde sahtecilik yaparak beni resmi olarak kendi nüfusuna geçiren babamı polise ihbar etmeyecekti. O DNA testi benim kim olduğumu bulmam, köklerimle yüzleşmem için yapılmamıştı. Hayatımı, aldığım her nefesi borçlu olduğum adamı hapse attırmakla tehdit edebilmek için hazırlanmış bir silahtı. Beni ulusal televizyonda, o parlak stüdyo ışıkları altında milyonlarca dolarlık yatırım alan o genç ve parlak girişimci olarak gördüğünde içinde uyanan duygu anne şefkati değil, saf bir hırstı.
Rüzgâr verandada sessizce esiyor, babamın eski, dirsekleri aşınmış oduncu gömleğinin yakalarını hafifçe dalgalandırıyordu. Gözlerimi kâğıttan ayırıp babamın yüzüne baktım. O her zaman dik duran, en imkânsız zamanlarımızda bile bana umut veren dev gibi adam, şimdi omuzları çökmüş, gözleri yere eğik bir halde karşımda duruyordu. Nasırlı ve yorgun parmakları iki yanında çaresizce titriyordu. Onun biyolojik babam olmadığı gerçeğinin bir tokat gibi yüzüme çarpılmasıyla yıkılacağımı, onu terk edip biyolojik annemin peşinden gideceğimi, ondan nefret edeceğimi düşünüyordu. Gözlerindeki o tarifsiz, derin korkuyu görebiliyordum. Bir çocuğun ebeveynine duyduğu sevginin sadece kan bağıyla, genetik bir kodla sınırlandığını sanan o sessiz, yürek burkan paniği devamını okumak için Ayrıntılar diğer sayfada haberimiz detayındadır..HABERİN DEVAMINI OKUMAK İÇİN FOTOĞRAF ÜZERİNDEN DİĞER SAYFAYA GEÇİŞ YAPINIZ.