SON DAKİKA

prouzman.com

Resmin büyük halini görmek için tıklayın

28 Ekim 2026 - 14:16 'de eklendi ve kez görüntülendi.
HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.

İkizlerimi dünyaya getirdiğimde yirmi dört yaşındaydım.

“Bebeklerinize yapılan ikinci testin sonucunu kimse size göstermedi. Çünkü o sonuç ortaya çıkarsa, bugün burada yaşananların nedenini açıklamak zorunda kalacaklar…”

Hemşirenin söylediği o sözleri duyunca elimdeki araba anahtarı yere düştü.

“Ne sonucu?” diyebildim.

Sesim kendi kulağıma bile yabancı geliyordu.

Hemşire cevap vermek üzereydi ki hastanenin girişinden bize doğru gelen doktor hızlandı.

“Sevda Hanım!”

İlk kez adımla sesleniyordu.

Yanımdaki hemşirenin yüzündeki korku daha da belirginleşti.

Doktor yanımıza ulaştığında nefes nefeseydi.

“Burada konuşmamamız gerekiyor,” dedi.

Ben geri çekildim.

“Hayır. Tam da burada konuşacağız.”

Eşim Hakan birkaç metre gerimizde durmuştu. Ne zaman peşimden geldiğini fark etmemiştim.

Yüzü solgundu.

Annem de hastanenin kapısında bekliyordu.

Hemşire derin bir nefes aldı.

“İlk değerlendirmede bebeklerde Down sendromu düşündüren bazı fiziksel bulgular görüldü. Ama kesin tanı konmadan önce ileri inceleme yapılması gerekiyordu.”

Doktora döndüm.

“Bana kesinmiş gibi söylediniz.”

Doktor gözlerini kaçırdı.

“İletişim konusunda hata yapılmış olabilir.”

“Hata mı?”

Bağırdığımı sonradan fark ettim.

“Ben çocuklarımı az önce hastanede bıraktım!”

Otoparktaki birkaç kişi bize bakmaya başlamıştı ama umurumda değildi.

Hemşire devam etti.

“İkinci değerlendirmede ilk şüpheyi desteklemeyen bulgular çıktı. Kesin genetik sonuç henüz tamamlanmadı. Ama asıl mesele sadece bu değil.”

Kalbim yeniden hızlandı.

“Daha ne var?”

Hemşirenin bakışları Hakan’a kaydı.

İşte o an içime açıklayamadığım başka bir korku çöktü.

Hakan başını öne eğdi.

“Bana bak,” dedim.

Bakmadı.

“Hakan, bana bak!”

Sonunda gözlerini kaldırdı.

Ve ağlamaya başladı.

“Özür dilerim.”

Devamını Okumak İçin..Ayrıntılar diğer sayfada haberimiz detayındadır..HABERİN DEVAMINI OKUMAK İÇİN FOTOĞRAF ÜZERİNDEN DİĞER SAYFAYA GEÇİŞ YAPINIZ.

POPÜLER FOTO GALERİLER
SON DAKİKA HABERLERİ
SON DAKİKA